TÜBİTAK’ın 2020 Yılı Ödülleri Sahiplerini Buldu

TÜBİTAK tarafından her yıl verilmekte olan “Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri”, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Ödülleri Töreni’ndeki konuşmasında, bu yıl TÜBİTAK ödüllerinde 18, TÜBA ödüllerinde ise 43 bilim insanına takdirlerini ifade ettiklerini bildirdi.  Bilim ve teknoloji alanında yaptıkları özverili çalışmalarla 2020 yılında ödül almaya hak kazanan bilim insanlarını tebrik eden Erdoğan, bu bilim insanlarının başarılarının diğer bilim insanlarını da teşvik edeceğine inandığını söyledi. Bilim insanlarına, Türkiye’ye yaptıkları katkılar için şükranlarını sunan Erdoğan, “Türkiye son 18 yılda ortaya koyduğu başarıları, ilim ve irfan medeniyetine sahip çıkmasına borçludur. Hiç şüphesiz bu başarının en önemli mimarları çocuklarının eğitim ve öğretiminin üzerine titreyen anne babalar ile gecesini gündüzüne katarak milleti ve insanlık için katma değer üreten bilim insanlarıdır. Sizlerin ortaya koyduğu her yeni çalışma bilim dünyasında Türkiye’nin varlığını, bunun yanında kadim medeniyetimizin gücünü ifade ediyor. Keşfetmeye, araştırmaya, üretmeye devam eden her bilim insanımızın yanında olarak biz de üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık”

Erdoğan, her kademede eğitimi ve bilimsel çalışmayı desteklemeyi önceliklerinin en başına yerleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti: “Gerek ilk ve ortaöğretimde gerekse yükseköğretim seviyesinde gerçekleştirdiğimiz reformlarla kendini yetiştirmek ve geliştirmek isteyen her evladımıza bu imkânı sağladık. Daha önceki dönemlerde kısır ideolojik bakış açılarıyla eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık. Erkek ve kız tüm evlatlarımızın diledikleri düzeye kadar ve istedikleri her yerde eğitim-öğretim alabilmelerini temin ettik. Zorunlu eğitimi 8 yıldan 12 yıla çıkararak lise seviyesinde okullaşma oranını yüzde 100’e yaklaştırdık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımızı ilkokul düzeyinde 28’den 17’ye, ortaöğretimde ise 18’den 11’e indirdik.” En büyük atılımlardan birini yükseköğretimde gerçekleştirdiklerine işaret eden Erdoğan, üniversite sayısını 76’dan 207’ye çıkardıklarına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Okullaşma oranını yükseköğretim seviyesinde yüzde 15’ten yüzde 44’e çıkardık. Ortaöğretim ve yükseköğretim seviyesindeki okullaşma oranlarımızla artık OECD ortalamasını yakalamış durumdayız. Şimdi okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75’lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100’e taşımaktır. Eğitim alanında yaptığımız yatırımlar meyvelerini verdikçe önümüzdeki yıllarda çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyorum.”  Bu süreçte bilim insanlarını, çocuklara rol modelleri olarak gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, düzenledikleri araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatlarıyla çocukları bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırladıklarını belirtti.

“TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi icat peşine koşmaya teşvik ediyoruz”

Erdoğan, “TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi büyük bir heyecanla icat peşinde koşmaya teşvik ediyoruz. Deneyap Teknoloji Atölyelerinde genç yeteneklerimizi geleceğin mucit adayları olarak yükselen teknolojilerle buluşturuyoruz. Nitekim son 2 yılda 159 öğrencimiz uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarından 144 madalya ve 8 mansiyon derecesiyle döndü” ifadesini kullandı.

Yeni Stajyer Araştırmacı Burs Programıyla (STAR), 1500 lisans öğrencisini Ar-Ge ve yenilik süreçlerine dâhil ettiklerini vurgulayan Erdoğan, TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ile de bugüne kadar 1162 doktora öğrencisini yetiştirdiklerini aktardı.  TÜBA’nın genç bilim insanlarına yönelik ödüllerini de bu açıdan çok önemli gördüğünü söyleyen Erdoğan, “Üstün yetenekli genç bilim insanlarının ödüllendirilmesi, gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacaktır” dedi. Bilim ve teknolojinin insanlığın faydasına kullanılabildiği ve başkalarına aktarılabildiği ölçüde kıymetli olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Mesnevi’de geçen, Bedevi ile filozof kıssası malumunuzdur. Bedevi, devesinin iki yanında birer çuval yükle yol alırken, çölde pejmürde ve bitap bir vaziyette oturan filozofla karşılaşır. Filozof, bedeviyi görünce ‘Devenin iki yanına astığın bu çuvallarda ne var’ diye sorar. Bedevi ‘Çuvalların birinde buğday diğerinde ise dengeyi sağlamak için kum var’ diye cevap verir. Filozof ‘Bir çuvalı kumla doldurmak yerine diğer çuvaldaki buğdayı 2 çuvala pay edip dengeyi sağlasan daha akıllıca olmaz mı’ diye cevap verir. Bedevi fikri çok beğenir ve düşkün durumdaki bu adama hayretle sorar ‘Sen çok akıllı bir adamsın, böyle bir yetenekle çok varlıklı olmalıydın, buralarda ne geziyorsun’. Filozof ‘Ne işim var ne de bir varlığım, yerim yurdum da yok, bir parça ekmek verenin peşine koşuyorum’ diye cevap verir. Bedevi bu cevaba hem şaşırıp hem de kızarak ‘O halde benim yanımdan derhal uzaklaş, benim cahilliğim senin hikmetinden çok daha faydalıdır’ diyerek oradan ayrılır. İşte bu, Peygamber Efendimizin de Allah’a sığındığı faydasız ilimdir. Bir ilmin sadece eyleme dönüşmesi yeterli değildir, gerekli olan faydalı hale gelmesidir. Sizlerin ortaya koyduğu bilimi, ürettiği teknolojiyi özgün ve değerli kılan işte bu hassasiyettir. Onun için faydasız ilimden Allah’a sığınırız, bu çok önemli. Eğer ailenizden, kendinizden feragat ederek yürüttüğünüz, hayatınızı adadığınız çalışmalar insanlığa fayda sağlamıyorsa, o zaman şöyle oturup ne yaptığımızı bir düşünmemiz lazım. Unutmayınız, her medeniyet kendi teknolojisini, her teknoloji kendi kültürünü ve değerini üretir.”

“TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattık”

Erdoğan, bilim insanlarının laboratuvarlarda, araştırma-geliştirme merkezlerinde yaptığı çalışmaların gün yüzüne çıkmasının ve somutlaşmasının hedefleri bakımından çok önemli olduğunu söyledi. Bu kapsamda dünyanın koronavirüs salgını ile boğuştuğu bir dönemde Türk bilim insanlarının sağlık alanında da elde ettikleri gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini belirten Erdoğan, “Salgın henüz ülkemiz sınırlarına dayanmadan kurduğumuz TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattık. Bu platformlardaki 436 araştırmacımız, aşı ve ilaç geliştirme odaklı 17 proje yürütüyorlar” bilgisini verdi. Platformun en önemli yanının araştırmacıların çalışmalarını ve tecrübelerini birbirleriyle paylaşıp, birlikte geliştirme modelini dünyaya örnek olacak şekilde kullanması olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:  “Şu anda üç yenilikçi aşı adayımız faz çalışmalarına başlama arifesindedir. Hocalarımızın çalışması, kendi kategorilerinde dünyada klinik aşamaya geçen üçüncü aşı adayı olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca mevcut inaktif aşılardan daha etkin olma potansiyeline sahip bir aşımız ile ikinci nesil bir aşımızın çalışmaları da hızla devam ediyor. Yenilikçi aşı adaylarının yerli ve milli üretimi konusunda özel sektör kuruluşlarımızı seferber ettik. Üretim onayı almış firmalarımız, yenilikçi yerli aşılarımızın üretim süreçlerine dâhil oldular. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Amerika ve Çin’den sonra COVID-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülke durumundayız. Bu alana yaptığımız yatırımlar sadece salgın dönemi ile sınırlı da değildir. İnşallah kendi aşısını tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olarak uzun yıllardır ihmal edilmiş bu alanda, uluslararası arenada önde gelen bir oyuncu konumuna geleceğiz.”

“2025 yılında Dünya Bilim Forumu’na ev sahipliği yapmaya talip olduk, hazırız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi, kendi vatandaşlarımız yanında dünyadaki tüm bilim insanları için de bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini, bu kapsamda özellikle Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı vasıtasıyla 21 farklı ülkeden, 127 üst düzey araştırmacının çalışmalarını Türkiye’ye taşıdığını belirtti. Erdoğan, Fransa’nın ve dünyanın önde gelen araştırma kuruluşlarından birinde 36 yıldır “temiz ve güvenli enerji” konusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. İskender Gökalp’in bu bilim insanlarından biri olduğunu söyledi.

Bir diğer ismin de iklim değişikliği alanında çok önemli çalışmaları olan ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Üyesi Prof. Dr. Erik Jeppesen olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: “Aynı şekilde Dr. Hasan Demirci de Stanford Üniversitesindeki laboratuvarını ülkemizde taşıyarak, ‘Yapısal Biyofizik, Yapısal Biyoloji ve Protein Mühendisliği’ çalışmalarını ülkemizde yürütecek. Bu yıl TÜBA ödülü almaya hak kazanan bilim insanlarımızdan Dr. Rodica Eliza Gheorghe, Dr. Savaş Taşoğlu ve Dr. Ayşegül Doğan da Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamında ülkemize gelen isimler arasında yer alıyor. Tüm bu bilim insanlarımızı kıymetli çalışmaları için bir kez daha tebrik ediyorum. İnşallah bu yıl içerisinde yeni bir çağrı daha açarak alanının en iyisi en az 100 araştırmacıyı da ülkemize kazandıracağız. Sizlerin gayreti ve müteşebbislerimizin cesaretiyle yükselen bilim ve teknoloji eko sistemimizin meyvelerini vermesi, bizleri doğrusu mutlu ediyor. Ancak daha gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Sahip olduğumuz sinerji ve potansiyelin bizleri en kısa sürede hedeflerimize ulaştıracağına yürekten inanıyorum.” Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Türkiye’nin öncü araştırma ve akademi kurumları TÜBİTAK ve TÜBA’ya teşekkürlerini ileterek, ödül alan tüm bilim insanlarını tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından TÜBİTAK ve TÜBA adına günün anısına hediye takdim edildi.  Bakan Varank, bu doğrultuda, Türkiye’nin ilk milli mikroişlemcisi “Çakıl” ile TÜBA Türk İslam Bilim ve Kültür Mirası Projesi kapsamında 2020’de yayımlanan 5 eseri Erdoğan’a sundu.

“Salgın sürecinde Türkiye, kendi kendine yetebilmenin en güzel örneklerini verdi”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank, TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, son yıllarda yaşanan bölgesel istikrarsızlıklar ve etkileri süren küresel salgının teknolojik bağımsızlığın ne kadar elzem olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Salgın sürecinde Türkiye, bilim ve teknolojinin öncülüğünde kendi kendine yetebilmenin en güzel örneklerini verdi” dedi.

Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, dünyanın gıptayla izlediği bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadığına dikkati çeken Varank, “Hamdolsun bu istikrar döneminde, milletimizin refahını arttırmakla kalmadık, ülkemizi ayakları yere sapasağlam basan bir küresel aktör haline getirdik. Öncülük ettiğiniz 2023, 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda, üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz” ifadesini kullandı. Varank, kurulu düzenin temelinden sarsıldığı, güç dengelerinin yeniden kurulduğu bu dönemi fırsata çevirmek için çalıştıklarını vurgulayarak, “Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle Türkiye, bu sürecin kazananı olarak yoluna devam edecek. Bunu da Ar-Ge’ye, inovasyona, bilime, teknolojiye en önemlisi de insana daha fazla yatırım yaparak başaracak” dedi.

Bakanlık olarak 2023 Sanayi ve Teknoloji Strateji ile somut, gerçekçi ve çözüm odaklı yol haritaları hazırladıklarını anımsatan Varank, şunları kaydetti: “Hedefimiz çok net, ülkemizi Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, bilimin filizlendiği, çığır açıcı teknolojilerin tasarlanıp geliştirildiği ve üretildiği bir cazibe merkezi haline getirmek. Bu hedefi gerçek kılacak ekosistemi, akademi ve iş dünyasından paydaşlarımızla birlikte planlıyoruz. Aksi takdirde yaptığımız çalışmaların sürdürülebilir olamayacağının farkındayız. Bu nedenle hem bilim insanlarımızın hem iş insanlarımızın öneri ve taleplerinde ısrarcı ve cesur olmalarını bekliyoruz.”

“Birçok imkân, bilimin ve bilim insanlarımızın emrinde”

Varank, son yıllarda yaşanılan bölgesel istikrarsızlıklar ve etkileri süren küresel salgının, teknolojik bağımsızlığın ne kadar elzem olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: “Salgın sürecinde Türkiye, bilim ve teknolojinin öncülüğünde kendi kendine yetebilmenin en güzel örneklerini verdi. Tüm dünyanın peşinden koştuğu solunum cihazlarını Türk mühendisler rekor bir sürede üretti. Yerli aşı ve ilaç çalışmalarını neticeye taşımak için bilim insanlarımız büyük bir özveriyle seferber olmuş durumda. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılarımıza iş birliği teklifleri geliyor. Teknoloji alanında birçok Türk girişimi, küresel manada önemli başarılara imza atıyor. İşte bu tablonun arkasında son 19 yılda bilime ve teknolojiye yapılan yatırımlar var. Teknoloji geliştirme bölgelerinden üniversite alt yapılarına, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinden etkin teşvik ve destek mekanizmalarına kadar birçok imkân, bilimin ve bilim insanlarımızın emrinde. Ama en önemlisi ise bu iklimi besleyen, koruyan, kollayan siyasi irade.”

“Cumhurbaşkanımız bilimsel projelerin her zaman en büyük destekçisi oldu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilim ekosisteminin kısır ideolojik tartışmalarla zehirlendiği dönemlerin üstüne kalın bir perde çektiğine işaret eden Varank, şöyle devam etti: “Hiç olmadığı kadar bilime ve bilim insanına değer verdiniz. Bilimsel projelerin her zaman en büyük destekçisi oldunuz. Himayelerinizde başlayan Antarktika Bilim Üssü Projesi ile al bayrağımız beyaz kıtada büyük bir gururla dalgalanıyor. TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödüllerinin her sene zatı devletlerinizin himayelerinde veriliyor oluşu, yine Türkiye’nin bilim ışığındaki bu kararlı yürüyüşünün bir tezahürü. Daha bu ay, TÜBA Şeref Üyesi, Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün ambulans uçakla Türkiye’ye getirilmesine, tedavisinin burada tamamlanmasına vesile oldunuz. Ülkemizin bilime verdiği değer ve bilim insanına saygının bir nişanesi olan bu girişiminizden ötürü, şükranlarımızı arz ediyoruz.”

Varank, bilim insanlarının katkılarıyla Türkiye’nin yarınlarının bugününden çok daha aydınlık olacağına yürekten inandıklarını belirterek, 2020 Yılı TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülü sahiplerini tebrik etti. Bakan Varank, ülkeyi, geleceği aydınlatan ve yeni Türkiye’nin kurulmasında emeği olan bilim insanlarının daima yanlarında olacaklarını bildirdi.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal: “TÜBİTAK’ın stratejik yaklaşımı pek çok ülkeye örnek oldu”

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da, güçlüklere karşı önemli mücadelenin verildiği bu dönemde, TÜBİTAK’ın dünyada pek çok ülkeye örnek olan stratejik yaklaşımıyla birçok yeniliği hayata geçirdiğini, birlikte geliştirme ve birlikte başarma odağında COVID-19 Türkiye Platformu’nun oluşturulduğunu belirtti.

Platformda ilaç ve aşı alanında üniversite – araştırma merkezi – özel sektördeki en yetkin bilim insanlarımızın bir araya geldiğini, ülkemiz ve insanlık için gece ve gündüz çalışarak yenilikçi çözümler geliştirdiklerini kaydeden Prof. Dr. Mandal, “Bu platformdaki araştırmacılarımızın önemli kısmı öğrencilerimiz. Bu şekilde geleceğimizi oluşturacak gençlerimizi de araştırma ekosistemimize dâhil ettik. Bu çalışma yöntemi ülkemizde ilk kez gerçekleşiyor. Ağustos ayında TÜBİTAK Gebze Yerleşkemize teşriflerinizde, aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarında 7/24 görev alan bilim insanlarımız ile bir araya gelerek, onları tek tek dinlemeniz ve birebir görüşmeler yapmanız, bizler için çok önemli bir motivasyon ve sorumluluk kaynağı olmuştur. Zatı alinize bir kez daha bilim insanlarımıza sağladığınız destekler için şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

“Yerli aşıların virüse karşı etkinliği ve güvenirliği daha yüksek olacak”

Bu zorlu süreçte normal şartlarda uzun yıllar süren aşı ve ilaç çalışmalarında kısa zamanda çok büyük başarılar elde edildiğine değinen Prof. Dr. Mandal, “Önemle belirtmek isterim ki bu aşılar, yurtdışında çalışılanların benzeri değil, virüse karşı etkinliği ve güvenirliği daha yüksek aşılar olacak” diye konuştu. Prof. Dr. Mandal, aşı çalışmaları ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: “İnaktif aşı adayımız, kullandığımız adjuvan tipinden dolayı dünyadaki diğer inaktif aşılardan daha etkili olacak şekilde geliştirildi. Yine daha gelişmiş ve yeni bir tasarım içeren adenoviral vektör aşımız da 2. nesil aşı adayıdır. Virüs benzeri parçacık türü aşı adayımız biyoteknolojik açıdan dünyadaki en yenilikçi aşı grubunda. Bu konuda bilim insanlarımıza ve onların gücüne güç katan genç araştırmacılarımıza güvenimiz sonsuz.”

Prof. Dr. Hasan Mandal, birlikte çalışma ve birlikte başarma yaklaşımının COVID-19 platformu kapsamında ilk ürünlerini verirken, aynı yaklaşımın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından belirlenen gıda arz güvenliği, biyogüvenlik, siber güvenlik ve ülkemizin en önemli güçlüklerinden olan deprem alanına da taşındığını söyledi.

Prof. Dr. Mandal, şöyle devam etti: “Yüksek Teknoloji Platformlarımız, Siparişe Dayalı Ar-Ge ve Patent Lisanslama Programlarımız, Sanayi Doktora Öğrencilerimiz, Ulusal ve Uluslararası Lider Araştırmacılarımız ile ekosistemimize yeni imkânlar sunuyoruz. Zatı Alinizin açıkladığı ve aldığımız yoğun ilgiyle, lisans düzeyinde 1.500 STAR bursiyerimizi araştırma projelerimize dâhil ettik.”

“Teknolojiyi takip eden değil, takip edilen ülke konumuna geliyoruz”

Birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımının, ülkemizin AB Ufuk 2020 performansını da farklı bir boyuta taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Mandal, “Fonlanan proje sayımız 911’e, bu projelerdeki yürütücü sayımızı da 1.295’e yükselttik. Bu projelerin 29’unun koordinasyonunu ülkemizdeki kurum ve kuruluşlarımız gerçekleştiriyor. Artık sadece projelerin ortağı değil, bu projelerin koordinatörü oluyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatına göre kaynak verimliliği yüksek bir geleceğe geçiş sağlayacağız. Bilim insanlarımızın yetkinliklerini birleştirdiğimizde çözüm bulamayacağımız hiçbir güçlük yoktur. İlk kez bu dönemde Ülkemiz Avrupa’ya ödediği ulusal katkı payının daha fazlasını geri aldı. Avrupa Komisyonu’nun 2020 Yılı Türkiye Raporu’nda, Türkiye’nin bilim ve araştırma faslı hazırlıklarının ‘çok ileri’ düzeyde olduğu belirtilmiştir. Artık teknolojiyi takip eden değil, takip edilen bir ülke konumuna geliyoruz” dedi.

“Bilim insanlarımıza yönelik desteklerimizin taçlandığı süreç TÜBİTAK Ödülleri”

Bilimin ufuklarını zorlayan ve bilimin yeni toplumsal faydalar sağlamasına yönelik önemli katkılar ortaya koyan bilim insanlarımızın, ekosistemimizin bugünü için olduğu kadar, yarını ve genç araştırmacılarımız için de umut kaynağı olduğuna değinen Prof. Dr. Mandal, “Bilim insanlarımıza yönelik desteklerimizin taçlandığı süreç, TÜBİTAK ödülleridir. Bugün TÜBİTAK Ödüllerimiz kapsamında bilim insanlarımıza 4 Bilim Ödülü, 1 Özel Ödül ve 13 Teşvik Ödülü takdim ediyoruz. Ödüle layık görülen bilim insanlarımız temel bilimler, mühendislik bilimleri, sağlık bilimleri ile sosyal ve beşerî bilimler alanında yaptıkları bilimsel çalışmalarıyla hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde üstün başarılara imza atmışlardır” dedi.

“Törenin Cumhurbaşkanlığı çatısı altında yapılması, bilime ve bilim insanlarına verilen değerin göstergesi”

Bugün, bu törenin, Cumhurbaşkanlığımızın çatısı altında, Cumhurbaşkanımızın himayesinde yapılıyor oluşunun, bilime ve bilim insanlarına verilen değerin en önemli göstergesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mandal, “57 yıldır olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda da bilim insanlarımız, üniversitelerimiz, öğrencilerimiz, gençlerimiz, araştırmacılarımız ve özel sektörümüz için en önemli ve en güvenilir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

TÜBİTAK ve TÜBA ödülü alan tüm bilim insanlarını içtenlikle kutlayan; başarılarının devamını dileyen Prof. Dr. Mandal, “Ödül sürecinde, bilim insanlarımıza desteklerini eksiksiz olarak sürdüren üniversitelerini ve özellikle ailelerini de tebrik ediyorum. Bilime ve bilim insanına desteğini hiçbir zaman esirgemeyen ve bu töreni himayelerinde gerçekleştirmiş olduğumuz Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyor hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker: “Bilim insanlarının çalışmaları sayesinde Türkiye gelecek hedeflerine daha da yaklaşıyor”

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker de, ödül töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bilim insanlarının çalışmaları sayesinde gelecek hedeflerine daha da yaklaştığını vurgulayarak, ödül alanları tebrik etti. COVID-19 salgını nedeniyle olağanüstü bir dönemden geçildiğine işaret eden Prof. Dr. Şeker, dünyanın büyük ekonomilerinin dahi salgının ekonomik, ticari, psikolojik ve sosyolojik olumsuz etkilerini yönetmekte zorlandığını söyledi. Prof. Dr. Şeker, geçmiş dönemde Türkiye’de gerçekleştirilen sağlık yatırımlarının, kapsayıcı sosyal güvenlik sisteminin ne kadar gerekli olduğunun görüldüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti: “Devlet güvencesiyle alınan tedbirlerle toplumumuzun tüm katmanlarının bu süreci, diğer ülkelere göre daha az hissederek atlatması için gayret edildiğini görmek bizleri mutlu ediyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bilimin ve bilim insanlarımızın yol göstericiliği, sağlık çalışanlarımızın özverili gayretleri sayesinde bu zorlu süreci en kısa sürede ve en az hasarla atlatmayı umuyoruz.” Salgının gölgesinde acil çözüm bekleyen sorunlar olduğunu belirten Prof. Dr. Şeker, küresel ısınma, çevre kirliliği, açlık sorunu, yerlerinden edilmiş mülteciler, ülkeler ve toplumlar arası ekonomik mücadeleler ve çarpıklıklar, internetin birey, aile, toplum ve devlet üzerindeki yıkıcı ve yıpratıcı etkileri gibi krizlerle mücadele edildiğini anlattı. Prof. Dr. Şeker, Türkiye’yi temsilen katıldıkları G-20 Zirvesi alt oluşumlarından biri olan Bilim-20’de, bu sorunları ve çözüm yollarını gelişmiş ülkelerin akademileriyle gündemde tutmaya çalıştıklarını aktararak, bu problemlere en duyarlı dünya liderlerinden birisi olması ve bilim insanlarına verdiği destekler dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti. Bilimin ülkeler arası hesaplaşmaların ve acımasız rekabetin bir aracı olarak kullanıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Şeker, “Ülkemizin son dönemde uygulamaya çalıştığı milli ve yerli üretim kapasitemizi artırma çabaları, stratejik alanlara yapılan özel teşvikler gelecek nesillerimizin bağımsızlığı için önemli yatırımlardır. TÜBA olarak bizler insanlığın huzur ve refahını yükseltecek, ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak, daha sağlıklı ve güvenli bir toplum için, ulusal bağımsızlığımıza bilimsel çalışmalar ile katkı sunmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ödül almaya hak kazanan bilim insanlarına ödüllerini verdi ve onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Takdim sırasında Doç. Dr. Burcu Özsoy, Erdoğan’a Antarktika’dan getirdiği bir taşı hediye etti.  Törene TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de katıldı.

Yorumlarınızla Katkıda Bulunabilirsiniz